YERLİ VE MİLLİ ÖDEME SİSTEMİMİZ TROY NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?

29/09/2018    Yazarlarımız Ömer DEMİRDAŞ Ekonomi   

YERLİ VE MİLLİ ÖDEME SİSTEMİMİZ TROY NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?

YERLİ VE MİLLİ ÖDEME SİSTEMİMİZ TROY NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?

1. Dünyada Kartlı ödeme Siteminin Gelişimi:

 
Dünyada 1960’lı yıllardan itibaren kartlı ödeme sistemi kullanılmaya başlanmış, 2017 yılı sonu ile dünya üzerindeki banka kartı sayısı yaklaşık 14,5 milyara, kartlı ödeme sisteminin işlem hacmi ise 26 trilyon dolara ulaşmıştır.

Dünya üzerinde 1970 ve 1980 yıllardan itibaren yerel kartlı ödeme sistemleri de ortaya çıkmasına karşılık, 2000’li yıllara kadar esaslı bir gelişim gösterememişlerdir. 1990’lı yıllarda Amerikan menşeli kartlı ödeme sistemleri dünyada hâkimiyetlerini artırırken yerel ödeme sistemleri yerinde saymıştır. Bu durum özellikle Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra dünyada tek süper güç olarak kalan ABD’nin teknolojik devrimi sayesinde dünyada hâkimiyetini pekiştirirken, ekonomik olarak da tüm dünya üzerinde etkinliğini artırmasını sağlamıştır.

Ancak 2000’li yılların başında esasen yerel bir marka olarak ortaya çıkan ve daha sonra nüfusunun da etkisiyle küresel markaya dönüşen Çin’e ait Unionpay firmasının başarılı performansının ardından, yerel ödeme sistemlerindeki gelişim ivme kazanmıştır. Çin’de 2002 yılında “China UnionPay” ismi ile yerel bir ödeme sistemi olarak kurulan UnionPay, 2011 sonuna gelindiğinde, yani 10 yıldan kısa bir sürede, yaklaşık 3 milyar karta ulaşarak global şirketleri geride bırakmayı başarmıştır. Çin’in dünya ekonomileri ile entegrasyonu ve Çin vatandaşlarının Çin dışına seyahatlerinin artması ile birlikte UnionPay global bir ödeme sistemine dönüşmüştür. UnionPay bugün 7 milyara yakın karta sahip, 48 ülke ve bölgede kartları ihraç edilen, 169 ülke ve bölgede geçerli, ödeme hacminde de dünyada lider global bir ödeme sistemidir.

McKinsey & Company’nin raporuna göre, yerel ödeme sistemleri 2016 yılında dünya genelinde 2,5 milyarın üzerinde karta ulaşmış ve 26 trilyon dolarlık ödeme hacmi pastasından %12-%15 arasında pay almayı başarmıştır. Yerel kartlı ödeme sistemlerinin payı, Orta ve Güney Amerika’da %24’e, Batı Avrupa ülkelerinde %26’ya, Avustralya ve Yeni Zelanda’da %37’ye kadar yükselmektedir. Aşağıda yer alan tabloda dünya üzerinde küresel kartlı ödeme sistemleri ile yerel ödeme sistemlerinin kart adedi ve işlem hacimleri görülmektedir. Buna göre dünyada küresel marka olarak faaliyet gösteren Visa, Mastercard ve Unionpay gibi şirketler dünya kart piyasasının adet bazında % 83’üne sahipken, işlem hacminde % 85’lik bir paya sahiptir. Yerel ödeme sistemlerinin pazar payı ise kart adedinde % 17 işlem hacminde % 15 civarındadır.

           Global ve Yerel Kartların Adet ve İşlem Hacimleri
Kart Türü Kart Adedi
(Milyar)
Yıllık İşlem Hacmi
(Milyar Dolar)
Visa 3,2 7,6
Mastercard 1,8 3,6
Unionpay 6,7 10,2
Yerel Kartlar 2,5+  3,9
Kaynak: BKM

Yerel ödeme sistemlerinin yükselişindeki sebeplere bakıldığında dışa bağımlılığı azaltmak, ödeme ürünlerini farklılaştırmak, bankacılık sektörünün karlılığını artırmak, yerel sermayeye oluşturarak kaynakların dışarı gitmesine engel olmanın en önemli etmenler olduğu görülmektedir. Ayrıca bankacılık tarafından olaya bakıldığında maliyetleri azaltmanın yanında yerel ihtiyaçlara daha hızlı çözümler getirerek yenilikçilik ve dinamizm getirmenin de yerel kartlı ödeme sisteminin kurulmasında önemli olduğu anlaşılmaktadır.

Dijital finansal servisler alanında yatırım ve danışmanlık hizmetleri sunan Anthemis’in tahminlerine göre yerel ödeme sistemleri, global şirketlere kıyasla yarı yarıya daha uygun fiyatlama ile sektördeki oyuncuların maliyetlerini düşürmelerine katkıda bulunmaktadır. Bu oran ülkeden ülkeye farklılaşmakla birlikte maliyet avantajı global firmalara göre %25 - %75 arasında değişmektedir. Pek çok ülkede yurtiçi işlemlerin hala toplam ödeme hacminin çok önemli bir kısmını oluşturduğu ve karlılık üzerindeki baskının her geçen gün arttığı göz önünde bulundurulursa, sektör için oluşturulan bu faydanın önemi de daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Yerel ödeme sistemlerinin gelişimine bakıldığında her ülkede farklı bir yapı izlediğini görmekteyiz. Örneğin Kanada, Almanya, İtalya gibi ülkelerde yerli ödeme sistemlerinin pazarda baskın hale gelmesi 20-25 yıllık süre almasına karşılık, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerde yerli ödeme sistemleri beş yıl gibi kısa bir sürede pazarda önemli bir oyuncu haline gelmeyi başarmışlardır.

Avrupa’nın en köklü banka kartı ödeme sistemi olan Alman Girocard bugün 108 milyonluk banka kartı pazarında 100 milyonun üzerinde karta sahip ve açık ara pazar lideridir. Benzer şekilde, İspanya’da 1970’li yıllarda kurulan üç farklı yerel ödeme sistemi (Servired, Sistema 4B, Euro 6000) günümüzde de büyümesini sürdürmektedir. 2017 sonu itibarıyla, üç yerel ödeme sisteminin toplam kart sayısı 79 milyonun üzerindedir.

Gelişmekte olan pazarlar da yerli ödeme sistemleri özellikle son beş yıllık dönemde kurulmuş ve önemli bir büyüme ivmesi kazanmıştır. Brezilya’da üç büyük bankanın ortaklığında kurulan yerel ödeme sistemi ELO, 2012 sonunda 11 milyon olan kart sayısını beş yıl gibi kısa bir sürede ona katlayarak 115 milyon karta ulaşmıştır. Aynı şekilde ELO bu dönemde ödeme işlem hacmini 1,2 milyar dolardan 40 milyar dolara çıkararak %12’lik bir pazar payı elde etmeyi başarmıştır.

Yerel ödeme sistemlerinin önünde iki temel zorluk bulunmaktadır. Birincisi, uluslararası geçerlilik; ikincisi ise hızla dijitalleşen dünyaya ayak uydurmak ve bu dünyada neleri önceliklendireceğini belirleyebilmek. İnsanların ülkeler arası dolaşımının her geçen gün arttığı düşünülürse, özellikle kartların uluslararası kabulü kimi pazarlarda en önemli faktör haline gelmektedir. Bu zorlukların üstesinden gelmek için en iyi çözüm ise bazı global firmalar ile co-badge ürünler çıkarılması ve kart kullanıcısına katma değer sağlayabilecek alanların önceliklendirilmesidir. Bu kapsamda yerel ödeme sistemleri rekabet gücünü arttırabilmek için diğer büyük global ödeme sistemleri ile (Discover, JCB) işbirliğine gitmekte veya diğer yerel ödeme sistemleri ile güçlerini birleştirerek uluslararası kabul konusunda ortak çalışmalar yapmaktadırlar.

2. Ülkemizde Kartlı Ödeme Sisteminin Gelişimi

Ülkemizde ilk kredi kartı 1968 yılında koç grubu tarafından dinners club’tan kart çıkarma yetkisi almasıyla başlamıştır.  Daha sonra American Express çıkmış ve bu iki kart 1975 yılına kadar Türkiye’de rakipsiz olarak faaliyet göstermişlerdir. 80’li yıllarda liberalizasyonla birlikte kartların gelişimi hızlanmış ve ülkemizde Visa, Mastercard, Eurocard vb. gibi kurumların alt yapısı kullanılarak kartlı ödeme sistemi hızla gelişmiştir.

Aşağıda yer alan tablodan da görüleceği üzere ülkemizdeki toplam kart sayısı 2018 yılı Haziran ayı itibari ile toplam 201.238.508’dir. Avrupa’nın en büyüğü olan “Türkiye Kartlı Ödemeler Pazarı” 2018’in ilk yarısında da büyümeyi sürdürerek 2018 Haziran itibarıyla, sektördeki banka kartı adedi bir önceki yılın aynı dönemine artarak 136 milyonun üzerine çıkmıştır. Söz konusu dönemde kredi kartı sayısı da artışını sürdürmüş ve toplamda yaklaşık 2,5 milyon artarak 64,8 milyona ulaşmıştır.

Ülkemizde Bulunan Bankamatik ve Kredi Kartlarının Son 5 Yıllık Sayısı ve İşlem Miktarı
Yıllar Pos Sayısı ATM sayısı Kredi kartı Sayısı Bankamatik sayısı
2013 2.293.695 42.011 56.835.221 100.164.954
2014 2.191.382 45.576 57.005.902 105.513.424
2015 2.158.328 48.277 58.215.318 112.383.854
2016 1.746.220 48.421 58.795.476 117.011.685
2017 1.656.999 49.847 62.453.610 131.593.443
2018* 1.585.581** 50.930 64.829.970 136.408.538
*Haziran ayı itibari ile ** POS sayısının azalmasında Ödeme Kaydedici Cihazların artık pos özellikli olmasının da etkisi bulunmaktadır. ÖKC ile birlikte toplam terminal sayısı 2,34 milyona ulaşmıştır.
Kaynak: BKM

Ülkemizde 2018 Haziran ayı itibari ile banka kartları ile ortalama aylık ortalama 3,1 ödeme işlemi yapılırken, kart başına 1,5 nakit çekme işlemi gerçekleştirilmektedir. Kart başına ortalama ödeme miktarı aylık 162 TL, kart başına ortalama nakit çekim miktarı ise aylık 745 TL’dir. Kredi kartı pazarına bakıldığında ise Haziran verilerine göre, bir kredi kartı kullanıcısı 2018’de aylık ortalama 6,2 adet ödeme işlemi yaparken, kart başına aylık ödeme tutarı 1.123 TL olmuştur. Geçtiğimiz son bir kaç yılda, bireysel kredi kartları alanındaki en temel değişim, tüketicilerin bilinçli kart kullanımının artması ve sektörün mevcut kullanıcıların daha çok harcaması kaynaklı değil yeni kart kullanıcılarının sisteme dahil olması kaynaklı olarak büyümesidir. 2018’de bir bireysel kredi kartı sahibi kartı ile aylık ortalama 1.678 TL (2017: 1.643 TL) harcarken, aylık ortalama kredi kartı borcu 3.728 TL (2017: 3.657 TL) olmuştur. Bilinçli kullanım alışkanlığına paralel olarak, bireysel kredi kartlarındaki takip oranları 2017 sonuna kıyasla 50 baz puan düşerek %6,1 olmuştur.
 
Dünya Bankası verilerine göre yetişkin nüfusun henüz %63’lük kısmının banka kartı sahibi olduğu ve gelişmiş ülkelerde bu oranın %80 ila %98 aralığında olduğu göz önünde bulundurulduğunda, banka ve kredi kartlarındaki büyüme ivmesinin önümüzdeki yıllarda da devam etmesi beklenmektedir.
 

3. Ülkemizde Kullanılan Kartların Yabancı Bağımlılığı

 
Yukarıda yer alan açıklamalardan da anlaşılacağı ülkemizde kartlı ödeme sisteminin kullanımı sürekli bir şekilde artmaktadır. Ülkemizde nakitten sonra en fazla kullanılan ödeme sistemi kartlı ödeme sitemidir. Ancak vatandaşlarımız arasında kartlı ödeme sistemi denilince genellikle yaygın kredi kartı markaları olan, world, bonus,  paraf, maximum gibi kartlar akla gelmektedir. Bu kartlar ödeme aracı olmakla birlikte esasen bu kartlara ödeme alt yapısını kuran kurum ve kuruluşlar ödeme sistemini idare etmektedir. Ülkemizdeki kartlı ödeme sistemi de maalesef  % 99 oranında küresel firmalar olan VİSA, MASTERCARD, JCB gibi kuruluşlara bağımlı durumdadır. Ülkemizin kartlı ödeme siteminde yabancı bağımlılığına rağmen kartlı ödeme sistemlerinin kullanım durumuna bakıldığında yurtiçi kullanım oranının  (%98) yurtdışı kıyas götürmeyecek derece de yüksek olduğu görülmektedir.
 
Ülkemizdeki Yerli Kredi Kartlarından Yapılan Yurtiçi Harcama Miktarı ve İşlem Tutarı
  İşlem Adedi İşlem tutarı (Milyon TL)
Yıllar Alışveriş Nakit Çekme Toplam Alışveriş Nakit Çekme Toplam
2013 2.593.111.101 89.258.500 2.682.369.601 379.124,11 36.970,69 416.094,79
2014 2.686.955.419 81.420.877 2.768.376.296 420.974,98 44.020,08 464.995,07
2015 2.891.409.734 86.696.624 2.978.106.358 477.426,37 54.322,29 531.748,66
2016 3.071.150.337 90.330.848 3.161.481.185 523.506,29 64.979,82 588.486,11
2017 3.342.000.106 97.397.854 3.439.397.960 590.484,54 67.207,60 657.692,14
2018* 1.807.630.158 48.544.168 1.856.174.326 326.731,97 36.110,22 362.842,19
  • 2018 Haziran ayı itibari ile
 Kaynak: BKM

Yukarıda yer alan tabloda ülkemizde bulunan yerli kredi kartlarının yurtiçi harcama miktarlarının gelişimi gösterilmiştir. Tablodan da görüleceği üzere 2013 yılında yerli kartlar ile ülkemizde 379,12 Milyar TL alışveriş 36,79 milyar TL’lik de nakit çekimi yapılırken; bu tutar 2017 yılı sonunda 590,48 milyar TL’lik alışveriş, 67,2 Milyar TL’lik de nakit çekimine ulaşmıştır. 2013 yılındaki işlem hacmi ve tutarı toplamda 416.094,79 Milyar TL iken bu tutar 2017 yılı sonunda % 58 artarak 657,7 Milyar TL’ye ulaşmıştır. Diğer bir deyişle ülkemizde kredi kartlarının yurtiçi kullanımı son 5 yılda yıllık % 11’in üzerinde artmaktadır. 2018 yılı Haziran ayı verilerinde de benzer daha önceki yıllardaki artış oranıyla paralellik arz eden artış oranlarının olduğu görülmektedir. Aynı artış oranı yurtdışı kullanımlarda da görülmektedir. Tablolardan da görüleceği üzere yerli kredi kartlarının son 5 yılda yurtdışı kullanım miktarı 7,8 Milyar TL’den % 110’un üzerinde artarak 16,49 Milyar TL’ye ulaşmıştır.
 
Ülkemizdeki Yerli Kredi Kartlarının Yurtdışı Kullanım Verileri
Yıllar İşlem Adedi İşlem tutarı (Milyon TL)
Alışveriş Nakit Çekme Toplam Alışveriş Nakit Çekme Toplam
2013 46.983.168 854.291 47.837.459 7.441,43 362,05 7.803,48
2014 52.452.866 719.997 53.172.863 8.865,31 357,37 9.222,68
2015 56.555.241 730.284 57.285.525 10.948,16 387,89 11.336,05
2016 67.203.987 642.081 67.846.068 12.997,11 373,83 13.370,93
2017 84.017.416 721.872 84.739.288 15.994,12 496,89 16.491,01
2018 48.109.612 348.657 48.458.269 9.262,45 271,02 9.533,47
  • Haziran 2018 itibari ile
Kaynak: BKM
 
Her ne kadar kartlı ödeme sistemlerinin yurtdışı kullanımlarında da benzer artış trendi gözükse de yurtiçi kullanımlar açık ara daha yüksektir. Yukarıdaki tablolardan da anlaşılacağı üzere kredi ve bankamatik kartları ile yapılan işlemlerin %98’inden daha fazlası yurtiçinde gerçekleşmektedir. Ancak yapılan işlemlerin % 98’inden fazlası yurtiçinde kullanılmasına karşılık, maalesef yerli ve milli ödeme sisteminin (TROY) bilinmemesi dolayısıyla, ülkemizdeki kartlı ödeme sistemi % 99 oranında yabancı ödeme sistemi üzerine kuruludur. Diğer bir deyişle ülkemizde çıkarılan kredi kartları ile bankamatik kartlarının ödeme sistemi %99 oranında VİSA, Mastercard ve diğer ödeme sistemlerine bağımlıdır. 2017 yılı sonu itibari ile ülkemizdeki kartlı ödeme sisteminin sadece %1’i yerli ve milli ödeme sistemi olan TROY ödeme sistemine aittir.

Peki bu durumun ülkemiz ve bankalarımız için manası nedir?

 
Bankalarımız VİSA ve MASTERCARD gibi yabancı ödeme sistemlerinin alt yapısını kullandığı zaman bu firmalara komisyon ödemektedir. Aşağıda yer alan tabloda Visa ve Mastercard’ın almış oldukları komisyonların ana başlıkları verilmiştir. 
 
Komisyon Türü
1 Üyelik ve Yönetim Gideri
2 Quarterly Fee Ücretleri
3 Otorizasyon Ücreti
4 Stand-in Ücretleri
5 Takas ve hesaplaşma ücretleri
6 Visa Online Ücretleri
7 Raporlama ücretlendirmeleri
8 ATM Nakit Ödeme Ücretleri
9 Sistem Network Bağlantı Ücretleri
10 BUL Bildirim Ücretleri
11 Giden-Gelen  Chargeback Ücretleri
12 Proje Ücretleri
13 Güvenlik (Fraud) Ücretleri
14 Program Destekleme Ücretleri
15 Settlement Ücretleri
16 ATM Yerleri Bildirim Ücretleri
17 Masterconnect Ücretleri
18 BIN Lisans-Yönetim Ücretleri
19 Diğer Ücretler*
 
 
Yukarıda yer alan komisyon ana başlıklarının yanında bu komisyonların alt kırımları da bulunmaktadır. Bunlar da eklendiğinde MASTERCARD 113 başlık altında, VİSA Kart ise yaklaşık 240 başlık altında komisyon almaktadır.  Diğer bir deyişle kartı aldığınızdan itibaren selam dahi verseniz ve kartınızı hiç kullanmasanız bile komisyon ödenmektedir. Bankamatik kartınızla para çekmeseniz, sadece ATM sokup çıkarsanız dahi kullanım ücreti ödenmektedir. Global şirketler tarafından kartlarınızla yaptığınız her işlemden hem tutar hem de işlem bazlı komisyon ödenmektedir. Komisyonlar aylık, 3 aylık ve yıllık bazda ödenmektedir. Bu ödeme kalemlerinin en büyüğü Quarterly Fee denilen ve kartın kullanım miktarı ve parasal tutarı üzerinden alınan komisyondur.

Yabancı şirketlere yapılan komisyonlar ödemeleri Euro ve Dolar bazında yapılmaktadır. 2017 sonu itibari ile yıllık yaklaşık olarak 130 Milyon dolar gibi bir komisyon sadece bu firmaların alt yapılarını kullandığımız için ödenmiştir. Bu para yurt dışına gitmektedir bu paranın TL karşılığı, Doların spekülatif olarak da olsa 6,50 TL’ye ulaştığı bugünlerde yaklaşık olarak 845 Milyon TL’dir. (Eski parayla 845 Trilyon TL civarında bir paramız sadece bu ödeme sistemini kullandığımız için yurtdışına gitmektedir).

Ödeme sistemimizin neredeyse tamamen dışa bağımlı olması, ileride yaşanacak olan bir krizde ülkemizin ödeme sisteminin tamamen felç edilme riskini bünyesinde barındırmaktadır. Ayrıca bu durum bize düşmanlık eden ve başta FETÖ, PKK, DAEŞ gibi örgütleri üzerimize salan ülkelerin ekonomilerini istemeden de olsa desteklememize sebep olmaktadır. Afrin’de ve Fırat Kalkanında mücadele ettiğimiz terör örgütlerini destekleyen ülkelerin ekonomilerini isteyerek veya istemeyerek destekleyerek istemeden de olsa kendimize sıkılan kurşunun parasını yine biz ödemekteyiz.

İşin en acı tarafı ise istemeden de olsa ekonomilerini desteklediğimiz ülkeler bunun için herhangi bir şekilde yorulmamaktadır. Yani oturdukları yerden parasını bize ödettikleri kurşunlarla askerlerimizi şehit etmekte, bizleri an be an izlemekte ve bu paralarla ülkemizi istikrarsızlaştırmak için darbe dahil her türlü terör eyleminde bulunan örgütleri beslemektedirler.
 

4. YERLİ VE MİLLİ ÖDEME SİSTEMİ TROY’UN GELİŞİMİ

Ülkemizde 1990 yılına gelindiğinde 13 kamu ve özel bankanın ortaklığı ile Bankalararası Kart Merkezi (BKM) kurulmuştur. Türkiye Bankalararası Kart Merkezi’nin Ortaklık Yapısı aşağıda yer almaktadır. Tablodan da görüleceği üzere BKM’nin % 46,64’ü kamu bankalarına aittir.
 
Bankalararası Kart Merkezinin Ortaklık Yapısı
Banka adı Ortaklık Payı
T. Halk Bankası A.Ş. 18,95
T.C. Ziraat Bankası A.Ş. 17,99
T. Garanti Bankası A.Ş. 10,15
Akbank T.A.Ş. 9,98
T. İş Bankası A.Ş. 9,98
Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. 9,98
T. Vakıflar Bankası T.A.O. 9,70
QNB Finansbank A.Ş. 9,23
ING Bank A.Ş. 2,19
Türk Ekonomi Bankası A.Ş. 1,85
 
 
Avrupa’nın bir numaralı kart pazarı olan Türkiye, sektörün ödemeler dünyasındaki bilgi birikimi, bankaların tek çatı altında toplandığı BKM’nin sektördeki kritik rolü ile birlikte, diğer gelişmekte olan pazarlar gibi kendi YERLİ VE MİLLİ ÖDEME SİSTEMİNİ kurma kararını 2014’de vermiştir. Yukarıda yer alan stratejik, maliyet, yenilikçilik ve avantaj gibi dinamikleri göz önünde bulundurarak çalışmalarını tamamlayıp düzenleyici kurumlardan izinlerini alan TROY (Türkiye’nin Ödeme Yöntemi), tüm bankaların ortak çalışması ile Nisan 2016 itibarıyla Türkiye’deki tüm kart kabul noktalarında (ATM, POS cihazları, e-ticaret siteleri) geçerli hale gelmiştir.

1 Nisan 2016’da yapılan ilk işlemle birlikte kamuoyuna ilk kez duyurulan TROY’un, kitlelerle buluşması Mayıs 2017’de yapılan tüketici lansmanı ile olmuştur. TROY mevcutta 28 üyesi ile pazarın neredeyse tamamını kapsayabilecek durumdadır. 28 üyenin 20’si kart ihraç etmekte; diğer üyeler ise kart ihracı için gerekli geliştirme çalışmalarına devam etmektedir. 2016 sonunda 24 bin olan TROY logolu kart adedi, 1,5 yıl gibi kısa bir sürede 3,1 milyona yükselmiştir. Ancak bu rakam kesinlikle yeterli değildir. Çünkü verilen kartların kahir ekseriyatı bankamatik kartlarından oluşmaktadır ve genellikle vatandaşların talebinden değil resen bankalar tarafından verilmesi ile bu rakama ulaşılmıştır.

Kart adetlerindeki artışla birlikte TROY’un pazar payı 2018 Haziran itibarıyla %2,1’e ulaşmıştır. 2017 başından bu yana, sektörde verilen her 100 yeni banka kartından 15 tanesi TROY logoludur. Yani, TROY yeni verilen kartlarda %15’lik bir pazar payına sahip ve bu oran her geçen gün yükselmektedir. 2018 Haziran itibariyle, son bir yıllık dönemde TROY logolu kartlarla yapılan işlemler 44 milyon adede ulaşırken, işlem hacmi 12 milyar TL olmuştur. Ancak işlem hacminin toplam kart pazarındaki payı hala %1,6 civarındadır ve rakam kesinlikle yeterli ve tatmin edici bir rakam değildir.
 

5. YERLİ VE MİLLİ ÖDEME SİSTEMİ TROY NEDEN ÇOK ÖNEMLİ

Dünyada 2008 yılından bu yana bir ekonomik kriz yaşanmaktadır ve batı ekonomileri doğunun hızla gelişmesi ve sömürü düzeninin yavaş yavaş ortadan kalmasıyla birlikte iyice agresifleşmiştir. Bugün dünyada yaşanan sorunların temelinde batı dünyasının gücünü kaybetme korkusuyla iyice hırçınlaşması yatmaktadır. Günümüz dünyasında birçok ülke hemen her konuda kendine yeterliliğin ne kadar önemli olduğunun farkına varmaya başlamıştır. ABD’nin dolar üzerinden kurduğu hegemonyasını bir cezalandırma aracına dönüştürmesi finansal sistemde tek bir ülkeye bağımlı olunamayacağını açıkça göstermektedir.

Ülkemiz açısından olaya baktığımızda ise 7 yıldır devam eden Suriye savaşı, FETÖ’cü hainlerin yapmış oldukları 17/25 olayları ve sonrasındaki darbe girişimi, daha 2 ay önce herhangi bir ekonomik gerekçesi olmamasına rağmen dış saldırılarla doların ve diğer döviz kurlarının birden fırlatılması ekonomik olarak kendi kendimize yeterli olmamızın önemini bir kez daha hissettirmiştir. Çünkü batı gerek terör örgütleri ile gerekse de ekonomik saldırılarla ülkemizi hala kontrol altında tutmak istemektedir. Bu nedenle tam bağımsızlık ancak ekonomik olarak kendi kendine yeterlilikten geçtiğinden yerli ödeme sistemi ülkemiz açısından çok stratejik bir öneme haizdir.

Yukarıda da değinildiği üzere bugün itibari ile ülkemizin kartlı ödeme sistemi % 99 oranında dışa bağımlıdır. Yarın yaşanacak olan bir krizde ülkemizin ödeme sistemi tamamen felç edilme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu nedenle BKM 2014 yılında başladığı yerli ödeme sistemini 2016 yılında tamamlayarak TROY’u çıkarmıştır. Ancak 2016 yılından bu yana 201,5 milyon kart içinde sadece 3,1 milyon kart TROY’a geçmiştir. Bu kartların da çoğunluğu bankamatik kartıdır ve kahir ekseriyatı vatandaşların talebiyle değil bankaların resen bankamatik kartlarını vermesiyle ulaşılmış rakamlardır. Ayrıca banklarımızın birçoğu henüz TROY logolu Kredi Kartı çıkarmadıklarından kredi kartındaki bağımlılık oranı çok daha yüksek boyutlardadır.

Bundan daha kötüsü ise ülkemizde YERLİ VE MİLLİ ÖDEME SİSTEMİ OLAN TROY’u bilenlerin sayısı eğitimli kesimde dahi % 5’in altında çok düşük miktarlardadır. Yani konunun önemi maalesef eğitimli kesim tarafından dahi bilinmemektedir. İşin daha vahim tarafı birçok banka çalışanları dahi TROY kart istediğinde yurtdışında geçmiyor diye vatandaşları caydırmaya çalışmakta, birçoğu da TROY’dan haberi bile olmadığını belli etmektedir.

Oysaki yerli ve milli silahların ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu Afrin operasyonlarında gördük. En az bunun kadar önemli olan Yerli ve Milli Ödeme Sisteminin önemi maalesef ülkemizde yeterince kavranamamaktadır. Bu durumun oluşmasında birçok bankanın Kredi kartlarında henüz TROY’u kullanmamalarının da etkisi büyüktür. Bugün itibari ile sadece 7 banka; Halkbank, Akbank, TEB, QNB, Alternatif Bank, İşbank ve Vakıfbank banka kartıyla birlikte TROY LOGOLU Kredi kartı sunmaktadır. Diğer bankalar ise sadece bankamatik kartı olarak TROY’u kullanmaya başlamıştır.

Peki TROY’u kullanmamız durumunda bunun ülkemiz ekonomisine ve bankacılık sektörüne etkisi ne olacaktır?
  1. Öncelikle yıllık 130 milyon dolar yani yaklaşık 850 Milyon TL’lik komisyon tutarının yurtdışına ve bizim aleyhimize çalışan ülkelerin ekonomilerine gitmesi engellenecektir. Finans sistemini elinde bulunduran Yahudi ve Batılı kartel kuruluşların sömürü çarkına gerçek manada çomak sokulmuş olacaktır. Onların canını gerçekten acıtmak istiyorsak öncelikle ödeme sistemini onların elinden almamız gerekiyor. Bu nedenle TROY’u sadece kendi ülkemizle sınırlı olarak düşünmeyip başta Müslüman ülkeler olmak üzere tüm dünya ülkelerini de hedefimize alarak geliştirmemiz gerekmektedir.
  2. Cari açıkta az da olsa bir azalma meydana gelecektir. Orta ve uzun vadede aynen VİSA ve Mastercard gibi TROY’un yaygınlaşmasını sağlayabilirsek ülkemiz de artık bu işlemlerden para kazanacak ve paramız dışarı gitmediği gibi gelir de elde edebilecektir. Gelir elde edilmese bile bize düşmanlık edenlerin gücünün kırılması dahi ülkemizin hem ekonomik hem de siyasi olarak rahatlamasına katkı sağlayacaktır.
  3. Bankalarımızın komisyon maliyeti %30 azalacak ve 850 Milyon TL’den yaklaşık 600 Milyon TL’ye düşecektir.
  4. Özellikle BKM’de ortaklığı bulunan bankalarımız için bu komisyon maliyeti çok daha azalacaktır. Çünkü BKM’nin karından bu bankalarımız pay aldıklarından maliyetlerinden bu tutarın düşülmesi gerekmektedir.
  5. Yabancı ödeme sistemlerinin hemen hepsinin ülkemizde ofisi dahi bulunmadığından herhangi bir vergi dahi vermemektedir. Aksine tüm katma değeri yurtdışına alıp götürmektedirler. TROY kullanarak oluşturulan katma değerin ülkemizde kalması sağlanabilecektir.
  6. Ödeme sisteminin kilitlenmesi gibi risklerden en azından yurtiçinde kurtulunacak, ekonomimizin dış müdahalelere karşı direnci artacaktır.
  7. Kendi paramızla kendimizi izletmekten kurtulmuş olacağız. Şu an VİSA ve Mastercard kullanarak nerede, kime, ne kadar para harcadığımızı bu yabancı firmalara izlettiğimiz gibi, bunun için ayrıca para da vermekteyiz. TROY ile en azından bu bilgiler yurtdışına gitmekten kurtulacaktır.
Ancak bu sistemin ülkemizde yerleşmesinin önünde bazı engellerde mevcuttur. Bu nedenle hem devletimizin hem de biz vatandaşların üzerine düşen görevler bulunmaktadır.

Öncelikle devletimizin yapması gerekenleri sıralarsak;

1. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK’nın) en az bir kartlı ödeme sisteminde yerli ve milli ödeme sisteminin kullanılmasını bankalara zorunlu hale getirecek bir düzenleme yapması gerekmektedir.
2. Ayrıca Bankalararası Kart Merkezinin (BKM’nin) ileride satın alınarak yerli ödeme sisteminin yabancı finans kartelleri tarafından baltalanmaması için en az %51’nin kamu bankalarına ait olacak şekilde ortaklık yapısının düzenlenmesi ülkemizin ödeme sistemi güvenliği açısından önemlidir.
3. BKM’nin Fraud yani sahtecilik gibi olaylarla itibarının zedelenmemesi için gerekli bilişim alt yapısını çok sağlam kurması ve gerekli tedbirleri alması gerekmektedir.
4. Bu kapsamda devletimizin de BKM’ye TROY alt yapısının desteklenmesi için gerek parasal gerekse vergisel destek vermesi gerekmektedir.
5. Ayrıca bankaların vatandaşlara VİSA ve Mastercard’ı parasız sunarken TROY’dan para istenmesini önleyecek, yani bankaların caydırıcılık yapmamasını sağlayacak tedbirlerin alınması gerekmektedir. Çünkü ben ve arkadaşım TROY’u almak için 10 TL para verirken VİSA ve Mastercard isteseydik banka herhangi bir ücret talep etmiyordu.

Peki vatandaş olarak biz ne yapmalıyız?

1. Öncelikle gerek kredi gerekse de bankamatik kartımızın yerli ve milli ödeme sistemi olan TROY logolu olmasını sağlamalıyız. Bunun için ısrarla bankalardan TROY logolu kart talep etmeliyiz. Elimizdeki kredi kartı ve bankamatik kartlarımızı TROY logolu olanlarla en kısa sürede değiştirmeliyiz.
2. Eğer ki çalıştığımız bankanın TROY kredi kartı sunumu yoksa bunu bankamızdan sürekli talep ederek en kısa sürede yerli ve milli ödeme sistemine geçmesini sağlamalıyız.
3. Banka çalışanlarının yurtdışında geçmiyor gibi caydırıcı söylemlerine itibar etmemeli ve yerli ve milli olan ödeme sistemini kullanmak istediğimizi ısrarla söylemeliyiz. Şunu da ifade edeyim TROY artık yurtdışında da geçmeye başlamıştır.
4. Yurtiçi alışverişlerde ve bankamatiklerde para çekim işlemlerinde başka kartımız olsa dahi öncelikle TROY logolu kartımızı kullanmalı, TROY’un gerek ciro gerekse de işlem miktarı olarak destekleyerek kullanımının yaygınlaşmasını sağlamalıyız.
5. BKM’nin 2023 hedefi 40 milyon kartı TROY logolu yapmak ve Pazar payını % 20’ye çıkarmak. Ancak bu hedef bize göre gerçekten çok düşük. Ortada madem ki bir savaş var biz vatandaşlar olarak neden 2023’ü bekleyelim ki! Brezilya bile 5 yılda kart sayısını 10 kat artırıp 115 milyon yerli ve milli olan kartını kullanıyorken biz onlardan daha mı az vatanımızı seviyoruz? Öyleyse bu bir vatandaşlık görevidir diyerek bu işi dert edinmeli karınca kararınca ülkemize ne katabiliriz arayışında olmalıyız. Şahsen benim hedefim 2020 yılına gelmeden bu rakamları yakalamak 2023’te ise piyasanın % 80’nin en az bir kartında TROY LOGOSUNUN olmasını sağlamaktır.

Ancak kısa vadede bazı problemlerle karşılaşabiliriz. Bu nedenle;
  1. TROY kart sistemi tam manası ile yerleşinceye kadar VİSA ve Mastercard vb yabancı ödeme sistemini kullanan kartınızı iptal etmeyiniz.
  2. Bunun yerine her iki kartıda bulundurup mümkün mertebe TROY’u kullanarak zaruret halinde yabancı ödeme sistemlerini kullanmalıyız.  Bu şekilde yabancı kartellere gidecek parayı minimuma indirmemiz mümkün olacaktır. Çünkü yabancı şirlketlerin en fazla gelir elde ettiği kalem harcama ve para çekimi işlemleri üzerinden 3 ayda bir aldığı Quarterly Fee kalemidir. TROY’un sağlayacağı en büyük tasarruf da bu kalemdedir.
 
Son olarak İsrail’in ve batının ikiyüzlülüğüne karşı eylem yapma, yapılan hukuksuzlukları protesto etmek elbette ki gerekli. Ancak eylemden çıktıktan sonra onların ödeme sistemini kullanarak veya onların ürünlerini satın alarak onları doğrudan veya dolaylı olarak desteklediğimizde bu eylemlerin hiçbir etkisi olmamaktadır. Aksine adamların alay konusu olmaktayız.  Bu nedenle ne kadar yerli ve milli olursak o kadar bunların canını acıtır ve direncimizi arttırırız.
 
Ayrıca bu sistemi sadece ülkemizle sınırlı düşünmeyin. Önce biz kullanacağız sonra bunu en yakın ilişki kurduğumuz ülkeler başta olmak üzere diğer ülkelerde de kuracağız ve sömürünün bitmesine, yahudi’nin ve batının silahının elinden alınmasına vesile olacağız. Para kazanmadan ziyade Yahudi ve Batılı kartellerin bu hegemonyasının kırılması bizce çok daha önemlidir. Ancak madem ki bu sistemin kurulmasına biz talibiz neden para da kazanmayalım ki!
 
Mevcut küresel sisteme diğer ülkeler kendileri ne kadar pay alabiliriz diye yaklaşmasına karşılık insani açıdan bakan tek ülke Türkiye’dir. Sayın Cumhurbaşkanımızın “one minute” çıkışı ile başlayan daha sonra dünya 5’ten büyüktür sözüyle devam eden ve küresel sisteme insani yönden bakarak isyan eden bu tavrı İsrail başta olmak üzere batılı devletleri oldukça rahatsız etmiştir. Bu nedenle son dönemde ülkemize olan ekonomik ve siyasi saldırılar çok artmıştır. Ancak mademki savaş var savunmada değil taarruzda olmamız gerekir. Üzerimizdeki ölü toprağını atıp biraz silkelenmemiz gerekiyor.
 
Mademki nasıl olsa öleceğiz o zaman adam gibi ölelim. Çünkü ölümün tekrarı olmayacak!

 
SAYGILARIMLA
ÖMER DEMİRDAŞ
 
 


yorum yap


UA-126688084-1