Kamu Çalışanlarına Aile Yardımı Ödemelerinde Otomasyon Sisteminin Geliştirimesinin Önemi

03/01/2018    Yazarlarımız Ömer DEMİRDAŞ Projeler   

Kamu Çalışanlarına Aile Yardımı Ödemelerinde Otomasyon Sisteminin Geliştirimesinin Önemi

Kamu kurumları nezdinde son dönemde yapılan denetimlerde karşımıza en çok çıkan konuların başında kamu çalışanlarına yapılan aile yardımı ödemeleri gelmektedir. Yapılan incelemeleri genellediğimizde, ortalama olarak kamu çalışanlarının % 25’inin eş yardımından yararlandığı, aile yardımı alan bu personellerin yaklaşık % 10’unun ise eşinin gelir getirici bir işte çalışmasına ve/veya herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan aylık almasına rağmen bu yardımı almaya devam ettiği tespit edilmiştir. Bu yazımızda söz konusu hususu hukuki ve mali yönleriyle inceleyerek konunun önemini vurgulamaya ve sorunun çözümü için öneriler geliştirmeye çalışacağız.

KONUNUN HUKUKİ BOYUTU
 
657 sayılı Devlet Memurları Kanununda Aile Yardımının kimlere ve hangi şartlar altında verileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu hususun düzenlendiği 202-206 maddelerinde aynen;
  
Aile yardımı ödeneği:
Madde 202 – Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir.
 (Değişik: 27/6/1989 - KHK - 375/10 md.) Bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 1500, çocuklarından her biri için de 250 gösterge rakamının (72 nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı) aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenir. (Mülga ikinci cümle: 13/2/2011-6111/117 md.) Eşlerden birine iş akdi veya toplu sözleşme gereği çocukları için yapılan aile yardımı ödeneği daha düşük ise, yalnız aradaki fark ödenir. (Ek: 9/4/1990 - KHK - 418/7 md.; iptal: Ana. Mah'nin 5/2/1992 tarih ve E. 1990/22, K. 1992/6 sayılı Kararı ile, Yeniden düzenleme:18/5/1994 - KHK - 527/9 md.) Bu fıkrada yer alan gösterge rakamlarını 3 katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
 Dul memurların çocukları için yukarıki fıkralar hükmü uygulanır.
Boşanma veya ayrılık vukuunda mahkeme bu yardımın hangi tarafa ve ne oranda verileceğini de kararında belirtir.
Devlet memurunun, geçimini sağladığı üvey çocukları için de bu ödenek verilir.
 
Aile yardımı ödeneğinin ödeme usulü:
 
Madde 203 – Aile yardımı ödeneği Devlet memurlarına her ay aylıkları ile birlikte ödenir.
 
Karı ve kocanın her ikisi de memur iseler bu ödenek yalnız kocaya verilir.
 
Aile yardımı ödenekleri hiç bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ödenir ve borç için haczedilemez.
 
Aile yardımı ödeneğine hak kazanma:
 
Madde 204 – Memur, eş için ödenen aile yardımı ödeneğine evlendiği; çocuk için ödenen yardıma da çocuğunun doğduğu tarihi takip eden ay başından itibaren hak kazanır.
 
Aile yardımı ödeneği hakkını kaybetme:
 
Madde 205 – Memur, eş için ödenen aile yardımı ödeneği hakkını eşinden boşanma veya eşinin ölümü, çocuk için ödenen yardım ödeneği hakkını da çocuğun ölümü veya 206 ncı maddedeki hallerin vukuunu takip eden ay başından itibaren kaybeder.
 
Çocuk için aile yardımı ödeneği verilmeyecek haller:
 
Madde 206 – Aşağıdaki hallerde çocuklar için aile yardımı ödeneği verilmez:
 
1. Evlenen çocuklar,
 
2. (Değişik: 21/4/2005-5335/28 md.) 25 yaşını dolduran çocuklar (25 yaşını bitirdiği halde evlenmemiş kız çocukları ile çalışamayacak derecede malûllükleri resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilenler için süresiz olarak ödeneğin verilmesine devam olunur.),
 
3. Kendileri hesabına ticaret yapan veya gerçek veya tüzel kişiler yanında her ne şekilde olursa olsun menfeat karşılığı çalışan çocuklar (Öğrenim yapmakta iken tatil devresinde çalışanlar hariç),
 
4. Burs alan veya Devletçe okutulan çocuklar.”
 
Hükümleri yer almaktadır.
 
Bu hükümlere göre aile yardımı temel olarak memurlarının çalışmayan ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan aylık almayan eşleri ile 25 yaşından küçük, evlenmemiş ve herhangi bir menfaat karşılığı çalışmayan çocuklar için verilmektedir.  Aile yardımı her ay maaşlarla birlikte peşin olarak ve damga vergisi dâhil hiçbir vergi kesintisine tabi tutulmaksızın ödenmekte ve bu ödemelerden herhangi bir vergi kesilmediği gibi, bu ödemelerin herhangi bir borç için haczedilmesi de mümkün bulunmamaktadır.

Kamu kurumları nezdinde yapılan denetimlerde çocuk yardımı olarak ödenen aile yardımında genel olarak çok büyük bir sıkıntı bulunmamaktadır. Çünkü kamu kurumlarının genelinde say2000i sistemi kullanılmaktadır ve say2000i sistemi çocukla ilgili gerekli kısıtların çoğunu içermektedir. Örneğin, çocuğun 6 yaşını doldurmasını müteakip ödenmesi gereken çocuk yardımı miktarını otomatik olarak düşürmektedir. Aynı şekilde, eğer çocuk için memur eşlerden birine çocuk yardımı ödeniyorsa sistem diğer personele ödenmesini otomatik olarak engellemektedir. Kısacası çocuklar için yapılan ödemelerde eksiklikler olsa da sistemdeki kısıtlar nedeniyle kamu maliyesini etkileyecek boyutta bir sıkıntı bulunmamaktadır.
 
Ancak, benzer kısıtlar eş için ödenen aile yardımı için maalesef bulunmamaktadır. Eş yardımı ödemesi çalışanların beyanları esas alınarak ödendiği için personelin yalan beyanda bulunması nedeniyle ve/veya daha önce çalışmayan eşin daha sonra çalışması gibi nedenlerle eş yardımı alma hakkı olmamasına rağmen ödenmeye devam edilebilmektedir. Bu hususta en çok karşılaşılan durumlardan biri de memurun çalışan eşinin doğum yapmasından sonra ücretsiz izne ayrılması durumunda ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere memurlar eşlerinin ücretsiz izinde bulunduğu süre içerisinde eş yardımı alma hakkına sahiptir. Ancak, eşlerin izinlerinin bitmesi üzerine bazen unutularak bazen de kasıtlı olarak eşin çalışmaya başladığı bildirilmemekte ve yıllar boyunca haksız yere aile yardımı ödenmesine devam edilmektedir.
 
Öte yandan, aile yardımı alan personelin eşinin çalışıyor olması ve/veya herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan aylık alması nedeniyle eş yardımı alma hakkının olmaması durumu, aynı zamanda personelin gelir vergisinden yapılan asgari geçim indirimi miktarını da etkilemektedir. Çünkü 193 sayılı gelir vergisi kanununun asgari geçim indirimi hususunu düzenleyen 32 nci maddesinde “Asgarî geçim indirimi” aynen;
 
"Madde 32 – (Mülga: 4/12/1985 - 3239/138 md.; Yeniden düzenleme: 28/3/2007-5615/2 md.)
 
Ücretin gerçek usûlde vergilendirilmesinde asgarî geçim indirimi uygulanır.
 
Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5 diğer çocuklar için % 5’idir. Gelirin kısmî döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarları esas alınır. Asgarî geçim indirimi, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103 üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır. Mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde iade yapılmaz.

İndirimin uygulamasında "çocuk" tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları, "eş" tabiri ise, aralarında yasal evlilik bağı bulunan kişileri ifade eder.
 
İndirim tutarının tespitinde mükellefin, gelirin elde edildiği tarihteki medenî hali ve aile durumu esas alınır. İndirim, yukarıdaki oranlara göre hesaplanan tutarları aşmamak kaydıyla, ücret geliri elde eden aile fertlerinden her biri için ayrı ayrı, çocuklar için eşlerden yalnızca birisinin gelirine uygulanır. Boşananlar için indirim tutarının hesabında, nafakasını sağladıkları çocuk sayısı dikkate alınır.
  
Ek fıkra: 16/6/2009-5904/2 md.) Ücretlerin vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra, varsa teşvik amaçlı diğer indirim ve istisnalar dikkate alınır.
 
Bakanlar Kurulu, indirim konusu yapılacak toplam tutarın asgarî ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartıyla ikinci fıkrada belirtilen asgarî geçim indirimi oranlarını artırmaya veya kanunî oranına kadar indirmeye yetkilidir.
 
Asgarî geçim indiriminin uygulama dönemleri ve mahsup şekli ile diğer hususlara ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.”
 
Şeklinde düzenlenmiştir. Buna hükümlere göre, asgari ücretin yıl başındaki yıllık brüt tutarının; çalışan personelin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, ilk iki çocuk için % 7,5’i ve daha sonraki çocuklar için % 5’i mükelleflerin ödemesi gereken gelir vergisinden mahsup edilmektedir. Özet olarak aile yardımı alma hakkı olmamasına rağmen bu yardımı alanlar hem doğrudan almış oldukları bu yardım parasi için hem de asgari geçim indiriminden dolaylı olarak elde ettikleri gelirler için haksız kazanç elde etmektedirler. Peki aile yadımı alma hakkı olmamasına rağmen alanların tespit edilmesi halinde ne yapılması gerekir? Yani bunlar hakkında hukuken ne yapılması gerekmektedir?           
 
Eş yardımından yararlanma hakkı olmadığı halde bu yardımı alanlardan söz konusu fazla ödenen tutarın zaman aşımı süresi içerisinde geri alınması gerektiği gibi bu kişiler hakkında genel hükümler çerçevesinde işlem yapılması da gerekmektedir. Bilindiği üzere, eş yardımı çalışanlara ücret kapsamında yapılan bir ödemedir ve Borçlar Kanununa göre ücret ödemelerinde zaman aşımı süresi 5 yıldır. Bu nedenle eş yardımı ödemesi yapılan personellerden 5 yıla kadar ki eş yardımlarının yasal faiziyle birlikte geri alınması gerekmektedir.
 
Ayrıca, 657 sayılı kanunun “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve hallerini”düzenleyen 125 inci maddesine baktığımız zaman ise söz konusu personeller için uygulanması gereken disiplin cezalarının iki farklı şekilde değerlendirilebileceğini görüyoruz. Söz konusu maddenin (B) fıkrasında;
 
“……
 
b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemenin,”
  
“Kınama” cezası verilmesi gereken haller arasında yer aldığı açıkça hükme bağlanmıştır. Ancak 125 inci maddenin (C) fıkrasının (d) alt bendinde;
 
“…..
 
d) Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmanın,
 
…..”
 
aylıktan kesmeyi gerektiren bir suç olduğu belirtilmiştir. Bu iki hükmü bir arada değerlendirdiğimizde şu şekilde bir çıkarım yapabiliriz. Memurun eşinin başlangıçta çalışmıyor iken daha sonra gelir getirici bir işe başlaması ve/veya herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan aylık bağlanması durumunda Devlet Memurları Kanunun 125 inci maddesinin (B) fıkrasında düzenlenen kınama cezasının verilmesi, ancak personelin işe başladığı zaman vermiş olduğu bildirgede eşi çalışıyor olmasına rağmen çalışmıyor diye beyanda bulunması halinde aylıktan kesme cezasının verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.  Çünkü birinci durumda memurun mevzuata hakim olamaması ve/veya unutması söz konusu olabilir. Bu durum ise hafifletici bir sebeptir ve daha hafif bir disiplin suçunu vermeyi gerektirir. İkinci durumda ise hem kasıt vardır hem de bile bile yalan beyanda bulunulmaktadır. Bu durumda iyi niyetten söz edilemeyeceği için aylıktan kesme cezasının verilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
 
Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise eşi başlangıçta çalışmayan ancak kurumlarının belirli aralıklarla aldığı eş yardımı ile ilgili beyanlarında personelin eşinin çalıştığını bildirmemesinin kınama mı yoksa aylıktan kesme cezası gerektirdiği hususudur. Kanaatimizce, bu durumda aylıktan kesme cezasının verilmesi daha isabetli bir karar olmaktadır. Çünkü kurumların topladığı beyanlarda eşinin çalıştığını bilmesine rağmen bunu bildirmeyen personel bunu kasıtlı olarak yapmaktadır ve bu durumda bildirge yapmam gerektiğini bilmiyordum gibi bir mazeret ileri sürülemez. Çünkü bildirgeyi bizzat kurum toplamaktadır ve bu durum unutma veya mevzuata hakim olamama mazeretlerini ortadan kaldırmaktadır.
 
Öte yandan yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiilin genel hükümler kapsamına girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez. Yani, bile bile yalan beyanda bulunan personel hakkında yukarıda yer alan disiplin soruşturması yapılacağı gibi aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerine göre ceza kovuşturması yapılması da gerekmektedir.

 
KONUNUN MALİ BOYUTU
 
Konunun mali boyutunu ele almadan önce şunu ifade etmek isterim ki devletimizin vermiş olduğu eş yardımı ve çocuk yardımı miktarları gerçekten çok az ve trajikomik bir haldedir. 2017 itibari ile çalışmayan eş için 219,17 TL eş yardımı, 6 yaşından küçük çocuklar için 51,35 TL, 6 yaşından büyükler için ise 25,68 TL çocuk yardımı ödenmektedir. Maliye bürokrasisinin katkılarıyla çocukların esas masraflarının arttığı dönemde zaten komik olan yardım yarı yarıya düşürülmektedir. Ayrıca çocuk yardımı sadece iki çocuk için verilmekte adeta çalışmayan eş ile evli olanlar ile çok çocuk sahibi olanlar cezalandırılmaktadır. Ancak, bu trajikomik duruma rağmen kamu çalışanları arasında hak etmediği halde aile yardımı alanların sayısının hiç de azımsanmayacak boyutta olduğu görülmektedir.  
 
2017 yılı itibari ile kamu çalışanlarının sayısı 3.000.000 kişiyi aşmış bulunmaktadır. Yukarıda da ifade edildiği gibi kamu kurumlarında çalışan personellerin yaklaşık % 25’i aile yardımı almakta ve aile yardımı alan bu personellerin yaklaşık % 10’u da hak etmediği halde bu yardımı almaktadır. Burada vermiş olduğumuz rakamlar genel olarak denetimlerde ortaya çıkan rakamlar olup hata payının da olabileceği dikkate alınmalıdır. Bu nedenle biz mali boyutunu hesaplarken +/- % 5 hata payının olabileceğini dikkate aldık.
 
Bu genellemelerden sonra olayın mali boyutuna baktığımızda bu durumda eşi çalışan her bir personele 2017 yılı rakamları ile aylık 219,17 TL, yıllık olarak da 2.630,04 TL fazladan ödeme yapılmış olmaktadır.
 
Öte yandan, aile yardımı çalışanlara vergi iadesi olarak da bilinen asgari geçim indirimini de etkilediğinden  olayın mali boyutuna asgari geçim indirimi kapsamında yapılan vergi indirimlerinin de eklenmesi gerekmektedir.
 
2017 yılında personellerin maaşlarına uygulanması gereken asgari geçim indirimi miktarları aşağıdaki tabloda yer aldığı şekildedir.
  
2017 Yılı için Asgari Geçim İndirimi Miktarları
Medeni Durumu Aylık Asgari Geçim İndirimi Tutarı
Bekâr 133,31
Evli eşi çalışan 133,31
Evli eşi çalışan 1 çocuk 153,31
Evli eşi çalışan 2 çocuk 173,31
Evli eşi çalışan 3 çocuk 199,97
Evli eşi çalışan 4 çocuk 213,30
Evli eşi çalışmayan 159,98
Evli eşi çalışmayan 1 çocuk 179,97
Evli eşi çalışmayan 2 çocuk 199,97
Evli eşi çalışmayan 3 çocuk 226,63
Evli eşi çalışmayan 4 çocuk 226,63
 
 
Diğer bir deyişle, eşi çalışıyor ve/veya herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan aylık alıyor olmasına rağmen, bu durumun kurumunu bildirilmemesi nedeniyle, haksız yere eş yardımı alan her bir personele 2017 yılı rakamları ile aylık 20,00 TL, yıllık olarak da 240,00 TL asgari geçim indirimi nedeniyle fazladan ödeme yapılmaktadır. Toplam olarak ise, eş yardımı ve asgari geçim indirimi için her bir personele yıllık 2.870,04 TL hak etmediği halde fazladan maaş ödenmektedir.
  

Yapılan genellemelerin hata payını da dikkate aldığımızda olayın kamu maliyesine etkisini;
  
Çalışan Personel Sayısı Eş Yardımı Alan Personel Sayısı -% 5 Alt Limiti Alındığında Haksız Yere Aile Yardımı Alan Sayısı Ortalama %10 Alındığında Haksız Yere Aile Yardımı Alan Sayısı +%5 Üst Limiti Alındığında Haksız Yere Aile Yardımı Alan Sayısı
3.000.000 3.000.000*%25 750.000*%5 750.000*%10 750.000*%15
  750.000 37.500 75.000 112.500
 
  
Kişi başına asgari geçim indirimi dahil haksız olarak 2.870,04 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında alt senaryoya göre;
 
Alt senaryoya göre haksız yere aile yardımı alanların maliyeti Toplam
37.500*2.870,04 107.626,500,00 TL
 
 
Üst senaryo dikkate alındığında;
 Üst senaryoya göre haksız yere aile yardımı alanların maliyeti Toplam
112.500*2.870,04 322.879.500,00 TL
 
 
Ortalama olarak ise;
 
Ortalama senaryoya göre haksız yere aile yardımı alanların maliyeti Toplam
75.000*2.870,04 1215.253.000,00 TL
 
 
 Kamu maliyesinden memur ve çalışanlara fazla ödeme yapıldığı görülmektedir.
 
Bunun diğer bir anlamı, üst senaryo baz alındığında yaklaşık her 3 yılda bir Ankara-Konya arası kadar bir mesafede hızlı tren yapabileceğimiz bir paranın (yaklaşık 1 milyar TL'nin), haksız yere bu yardımı alma hakkı olmadığı halde aile yardımı alan personellere aktarıldığıdır. Alt senaryoyu baz aldığımızda dahi olayın mali boyutu kesinlikle küçümsenecek bir durumda değildir. Hele de bütçe dengesinin ancak borçlanma ile sağlanabildiği ülkemizde, söz konusu yersiz ödemelerin kamu borçlanma ihtiyacını arttırdığı, ülkemizin katlanmak zorunda olduğu faiz yükünü yükselttiği, bununda makro ekonomik dengeler açısından olumsuz etkilerinin olduğu inkar edilemez bir gerçektir.
 
KONUNUN ÇÖZÜMÜNE İLİŞKİN ÖNERİLER

Esasen yukarıda bahsettiğimiz hususun bilişim sektörüne yapılacak küçük bir yatırımla çözülmesi mümkün gözükmektedir. Öncelikle yapılması gereken husus tüm kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personellerin maaş ödemesini say2000i üzerinden yapılmasının zorunlu kılınarak maaş sisteminin tamamının otomasyonunun yapılması gerekmektedir.
  
Sosyal Güvenlik Kurumu Bilişim Sisteminden Say2000i sistemine link verilerek herhangi bir şekilde sigortalı olarak çalışmaya başlayanların veya Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir elde edenlerin otomatik olarak say2000i sistemine uyarı vermesiyle sistem otomatik olarak bu kişilere aile yardımı ödemesini durdurabilir. Nasıl ki kredi kartlarından yapılan ödemeler anında gelir idaresinin bilgi işlemine düşüyor ve bu şekilde sistem firmaları fatura vermeye zorluyorsa, benzer sistem kamu çalışanları için SGK ile Say2000i sistemi arasında link kurularak aile yardımı için de kurulabilir. Bu şekilde, minimum 107,6 milyon maksimum 322 milyon TL’nin kamu maliyesinde kalması sağlanabilir.
 
Her yazımda ifade etmeye çalıştığım gibi havuzda suyun birikebilmesi için delikleri tıkamak gerekir. Mevlana’nın deyimiyle ifade edersek ambarda buğdayın birikebilmesi için fare deliklerinin kapatılması gerekmektedir. Söz konusu delikleri ise bilişim sistemine yapacağımız ufak bir yatırımla çok kolay bir şekilde kapatabiliriz. Aksi halde ambara ne kadar buğday yığsak da buğday birikmez.
 
Eğer bu fare deliklerini kapatabilirsek aile yardımını şu an içinde bulunduğu komik durumdan kurtarıp eşi çalışmayan kamu personelinin de bir nebze olsun rahatlamasına katkıda bulunulabilinecektir.
 
Selametle kalın...
 
                                                                                                          Ömer DEMİRDAŞ


yorum yap


UA-126688084-1