KAMU KONUTLARI: Satılmalı mı Islah mı Edilmeli?

13/10/2017    Yazarlarımız Ömer DEMİRDAŞ Projeler   

KAMU KONUTLARI: Satılmalı mı Islah mı Edilmeli?

Ne zaman ülkemizde tasarruf ve kaynak arayışına girilse kamu konutlarının satıldığı haberleri hemen her haber ajansının sayfalarını süslemektedir. Fakat ne gariptir ki her tasarruf tedbirinin ardından kamudaki araç ve lojman sayısı artmaya devam etmiştir.

Peki, gerçek durum nedir ve kamuoyunda bu kadar gündeme gelmesine rağmen lojman sayısı neden artmaktadır? Diğer bir deyişle neden siyasi iradeye rağmen istenilen adımlar atılamamaktadır? Bu çalışmada Devletin asli ve sürekli hizmetlerini yerine getiren kamu görevlilerinin barınma ihtiyacının Devlet tarafından karşılanmasında Cumhuriyetin ilanından sonra uygulanmaya başlanan ve son günlerde satışları ile gündemde olan kamu konutları (lojman) uygulamasına değinilerek uygulamanın kamu yönetimimize getireceği artı ve eksiler incelenecektir.

KONUNUN HUKUKİ BOYUTU

Kamu kurum ve kuruluşlarında kamu konutlarının tahsis biçimi, oturma süresi, kira, bakım, onarım ve yönetimine ilişkin temel ilkeler (belediyeler ve KİT’ler dâhil) 2946 sayılı kanun ve bu kanuna göre çıkarılan yönetmelik kapsamında yapılmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yurt içinde ve yurt dışında inşa ettirme, satın alma, kiralama suretiyle temin olunan ve bu kurum ve kuruluşlar personelinin yararlanması için ayrılan her türlü konut bu kanun kapsamında değerlendirilmek zorundadır.  Kiralama suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarına konut tahsisi ancak zaruri hallerde ve kısıtlı olarak yapılabilir.

KAMU KONUTLARININ TÜRLERİ

9 Kasım 1983 tarihinde kabul edilen 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu ile 23 Eylül 1984’ te yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliği kamu konutlarını tahsislerine göre; özel, görev, sıra ve hizmet tahsisli konutlar olmak üzere 4 ayrı türe ayırmıştır.

ÖZEL TAHSİSLİ KAMU KONUTLARI

Bu tür kamu konutları, temsil özelliği olan makam ve rütbe sahiplerine tahsis edilen özel nitelikteki konutlardır. Bu konutlardan kimlerin faydalanabileceği, yönetmeliğin 1 sayılı cetvelinde sayılmış ve konutların ısınma giderleri, demirbaş ve mefruşat giderleri ile aydınlatma, gaz ve telefon gibi temel ihtiyaçların giderlerinin ilgili kurum ve kuruluşlarca karşılanacağı belirtilmiştir.

Özel tahsisli konutlardan faydalanan; Cumhurbaşkanı, Başbakan, yurtdışında görevli Büyükelçi, Maslahatgüzar, Daimi Delegeler, Askeri Temsil Heyetleri Başkanları ve başkonsoloslardan kira bedelinin alınmayacağı; fakat Bakandan, Müsteşarlardan, Yüksek Yargı Organları Başkanları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden, il Valilerinden, Diyanet İşleri Başkanından, Merkez Bankası Başkanından, Emniyet Genel Müdüründen, Kaymakamlardan ve rütbe sahibi Kuvvet Komutanlarından kira bedelinin alınacağı belirtilmiştir.

Özel tahsisli konutların tahsisinde ayrıca tahsis kararı alınmaz. Yönetmeliğin 1 sayılı cetvelinde belirtilen göreve seçilen veya atanan kimseler  bu haktan yararlanma hakkını kazanırlar.

Kendisine özel nitelikte kamu konutu tahsis edilmiş kişi, bu tahsise esas olan görevin ya da hizmetin devamı süresince bu konutta oturabilir. Tahsise esas görevin son bulduğu tarihten itibaren iki ay içerisinde, başka kuruma aynı veya eşdeğer bir göreve nakli yapılanların oturdukları lojmanlar ise en geç beş gün içinde boşaltılmak zorundadır.

GÖREV TAHSİSLİ KONUTLAR

Kamu kurum ve kuruluşların yetkili makamlarınca, personelin görevinin önemi ve özelliği, idareye yararlılığı, yetki ve sorumluluğu ile kilit bir görevde olmasından dolayı kendilerine kamu konutu tahsis edilmiş olan kamu görevlilerinin oturdukları konutlar görev tahsisli konut niteliğini taşır.

Bu tür kamu konutların kimlere tahsis edileceği yönetmeliğin 2 sayılı cetvelinde sayılmıştır. Görev tahsisli kamu konutlarından faydalanmak için atama kararı yeterli olup ayrıca tahsis kararına gerek yoktur. Bu hüküm, konutta otururken görev unvanı değişmesi halinde yeni görevi aynı cetvelde gösterilmiş olan kamu görevlisi için de geçerlidir.

Ayrıca; Yönetmeliğin 3 sayılı cetvelinde kendilerine eşyalı olarak görev tahsisli kamu konutlarının tahsis edilebileceği kimseler sayılarak bu tür konutların aydınlatma, ısınma, tamir, bakım gibi hizmetlerin giderlerin bedellerinin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca karşılanacağı belirtilmiştir. Bu konutlardan faydalananlardan kira bedelinin alınacağı, boşaltıldığı ve konuttan faydalanacak kimsenin olmaması halinde konutların Yönetmeliğin 2 sayılı cetvelde görev unvanları belirtilen kimselere belirtilen görevlerin sırasını takip etmek şartıyla tahsis edilebileceği eklenmiştir.

SIRA TAHSİSLİ KAMU KONUTLARI

Bu tür kamu konutları; hizmet süresi, daha önce kamu konutlarından faydalanma durumu ve bunun süresi, çocuklarının ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin sayısı, gelir durumu, kamu konutlarından faydalanmak için beklenen süre, eşinin de 2946 Sayılı Kanun kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personel olması gibi hususlar dikkate alınarak Yönetmeliğin 4 sayılı cetvelinde belirtilen puanlama esaslarına göre memurlara tahsis edilmiş konutlardır.

Sıra tahsisli kamu konutları, hak sahiplerine, yapılan puanlama sonucu puanı fazla olana, puanlar eşit ise hizmet süresi fazla olana, o da eşit ise yetkili dağıtım komisyonunca ad çekilerek tahsis edilir.

Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) ait sıra tahsisli kamu konutlarının hak sahiplerine tahsisi ise konutların kullanımına verildiği askeri birlikteki personelin görev ve unvanlarına bakılmaksızın puan sırasına göre yapılır. İlgili konutlar herhangi bir şekilde boşaltılırsa, boşaltıldığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde hak sahiplerine tahsis edilir.

Bu tür kamu konutlarında oturma süresi azami 5 yıldır. 5 yıllık sürenin dolması ve konut bekleyen personelin olmaması halinde memura, belli bir süre vermeksizin şartlı olarak oturmasına izin verilir. Sıra bekleyenin olması halinde, 5 yıldan fazla oturanlardan oturma süresi en fazla  olandan başlamak şartıyla konutun, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde boşaltılması gerekir.

HİZMET TAHSİSLİ KAMU KONUTLARI

İstasyon, haberleşme, hudut karakolu, gözlem, araştırma, inşaat mahalli gibi meskûn mahalden uzak, sosyal ve ekonomik zorlukları bulunan, ulaşımın kısıtlı olduğu yerlerde norma mesai saatleriyle sınırlandırılması mümkün olmadan görev başında bulunması gerekli personel ve koruma görevlisi, makam şoförü, kapıcı, kaloriferci gibi personel için inşa veya tefrik edilerek tahsis edilen bina, baraka, prefabrik yapı, şantiye eklentisi, tedil edilmiş veya edilmemiş karavan, kulübe ve benzeri konutlar olup yetkili makamlar tarafından tahsis edilen konutlara hizmet tahsisli kamu konutu adı verilir.

KİRA BEDELLERİNİN TESPİTİ

Kendisine kamu konutu tahsis edilmiş biriyle evli olanlar bu konutta oturdukları sürece kamu konutlarından yararlanamazlar. Bunun yanı sıra kamu konutlarından yararlananların yanlarında yalnızca kendisinin veya eşinin usul ve füru ile bağlı olan yakınları ile 3 üncü derece dâhil olmak üzere hısımları veya gelenek ve ahlak kuralları gereği bakmak ve korumakla yükümlü oldukları kimseler oturabilir.

Konutlardan yararlanma süresi sona erenler kendilerine verilen süre içerisinde oturdukları konutları boşaltmazlar iseler, tahsise yetkili makam, ilgili askeri veya mülki makamlara başvurarak konutu kolluk kuvveti kullanarak boşalttırır.

Yukarıda türleri açıklanan kamu konutlarının aylık kira bedellerinin tespiti, Maliye Bakanlığının koordinatörlüğünde Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri, Sanayi ve Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, İmar ve İskân Bakanlıkları temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından her takvim yılının başlangıcından en az 3 ay önceden belirlenir. Belirlenen bu bedeller Bakanlar Kurulu kararıyla yılbaşından itibaren uygulanmak üzere Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konur. 7 Ocak 2016 tarih ve 369 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliğine göre aylık kira bedelleri 2016 yılında her bir metrekare için;

a) Kerpiç, ahşap, bağdadi ve benzeri konutlarda 1,65 TL/m²,
b) Kalorifersiz konutlarda 2,58 TL/m²,
c) Kaloriferli konutlarda 3,39 TL/m²,
olarak belirlenmiştir.
Yukarıda yer alan kira bedellerine ek olarak, aylık her bir metrekare için kaloriferci, kapıcı ya da her ikisinin de kurum ve kuruluşlarca karşılandığı konutlardan 0,40 TL/m² ilave kira bedeli alınır.
Kamu konutlarında elektrik ve su bedellerinin kurum ve kuruluşlarca yapılan gerçek giderler dikkate alınarak kullanıcılarından tahsil edilmesi esastır. Bununla birlikte, sayaçların ayrılmasının mümkün olmaması nedeniyle elektrik, su ya da her ikisinin hizmet binası veya fabrika tesislerinden karşılandığı konutlarda yukarıda belirlenen kira bedellerine ek olarak, aylık her bir metrekare için;

a) Elektrik sayacının ayrılmasının mümkün olmaması halinde 0,75 TL/m²,

b) Su sayacının ayrılmasının mümkün olmaması halinde 0,65 TL/m²,

c) Elektrik ve su sayacının her ikisinin de ayrılmasının mümkün olmaması halinde 1,40 TL/m²,

ç) Konutlarda kullanılan su, şehir şebekesi dışında kuyu, artezyen, kaynak suyu ve benzeri su kaynaklarından karşılanıyor olması halinde 0,35 TL/m²,

ilave kira bedeli alınır.

2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu ile Kamu Konutları Yönetmeliği kapsamındaki kurum ve kuruluşların yurt içindeki kaloriferli konutlarından yakıtı kurum ve kuruluş tarafından tedarik edilenlerde oturanlardan ısı pay ölçer veya kalorimetre cihazı montajı yapılmamış konutlarda, her bir metrekare için 1,35 TL/m² yakıt bedeli tahsil edilir.

Isı pay ölçer veya kalorimetre cihazı montajı yapılmış konutlarda; birinci fıkradaki yakıt bedelinin üç katını geçmemek kaydıyla, bağımsız bölümün tüketimi oranında hesaplanan yakıt bedeli konutta oturanlardan tahsil edilir. Ancak kurum ve kuruluşlar, yakıt maliyetlerini dikkate alarak gerekli gördükleri takdirde bu bedelin üzerinde yakıt bedeli tahsil edebilir.

Yakıtı kurum ve kuruluşlarca tedarik edilen konutlarda, ortak kullanım alanlarındaki aydınlatma, elektrik, su, gaz, otomat ve benzeri giderlerin zorunlu nedenlerle kurum ve kuruluşlarca karşılanıyor olması halinde, bu giderler karşılığında kira ve yakıt bedellerine ek olarak her bir metrekare başına 0,15 TL/m² tahsil edilir. 
        
KAMU KONUTLARININ BUGÜNKÜ DURUMU

Maliye Bakanlığını 2016 bütçe gerekçesine göre Türkiye’de 244.798 kamu lojmanı ve 3051 sosyal tesis bulunmaktadır. Aşağıda yer alan tablolarda kamu kurum ve kuruluşlarına ait lojman ve sosyal tesislerinin sayısı verilmiştir.

Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri
Kurumlar Lojman Sosyal Tesis Toplam
Cumhurbaşkanlığı 354 0 354
TBMM 409 4 413
Anayasa Mahkemesi 98 0 98
Yargıtay 236 2 238
Danıştay 130 1 131
Sayıştay 726 5 731
Başbakanlık 572 1 573
MGK Genel Sekreterliği 23 0 23
Basın-Yay. ve Enformasyon Gnl. Md. 2 0 2
Hazine Müsteşarlığı 196 0 196
Diyanet İşleri Başkanlığı 275 0 275
Afet  ve Acil Durum Yönetimi Bşk. 582 44 626
Kamu Düzeni ve Güvenliği Mst. 2 0 2
Adalet Bakanlığı 10.678 5 10.683
Milli Savunma Bakanlığı 53.504 284 53.788
İçişleri Bakanlığı 350 4 354
Jandarma Genel Komutanlığı 18.290 126 18.416
Emniyet Genel Müdürlüğü  44.516 160 44.676
Sahil Güvenlik Komutanlığı 440 11 451
Dışişleri Bakanlığı 650 1 651
Maliye Bakanlığı 5.324 77 5.401
Gelir İdaresi Başkanlığı  2.291 0 2.291
Milli Eğitim Bakanlığı 41.599 540 42.139
Sağlık Bakanlığı 20.706 37 20.743
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 0 1 1
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı  39 3 42
Devlet Personel Başkanlığı 6 0 6
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı 72 0 72
Kültür ve Turizm Bakanlığı 457 1 458
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 566 0 566
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 154 0 154
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 1.835 66 1.901
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 525 0 525
Ekonomi Bakanlığı 183 0 183
Gençlik ve Spor Bakanlığı 0 1 1
Gıda, Tarım ve Hayvancılık  5.443 85 5.528
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 1.438 18 1.456
Kalkınma Bakanlığı 216 0 216
TÜİK 0 0 0
Meteoroloji Genel Müdürlüğü 680 9 689
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bak. 377 6 383
AB Bakanlığı 1 0 1
Genel toplam 213.945 1.492 215.437
 
Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler
Kurumlar Lojman Sosyal Tesis Toplam
YÖK  20 0 20
Üniversiteler 11.757 429 12.186
Toplam 11.777 429 12.206
 
Kamuda yaklaşık 245 bin konut olmasına karşılık 2016 yılı Ocak dönemi itibari ile toplam Kamu personeli sayısı (Memur, sözleşmeli personel, işçi, mahalli idareler, askeri ve KİT personeli dâhil) 3.339.086 kişidir (DPB, 2016). Mevcut lojman sayısı sınırlı ve lojmanlardan yararlanmak isteyen hak sahibi sayısı fazla olduğu için lojmanı bulunan kurumlarda dağılım problemi ortaya çıkmaktadır. Bu dağılım probleminin çözümünde 2946 sayılı Kamu Konutları Yönetmeliği kullanılmaktadır. Bu yönetmelik uyarınca kamu lojmanlarının kullanım hakları piyasa mekanizmaları kullanılmadan yapılan puanlama sonucu elde edilen öncelik sırasına göre kurum içindeki hak sahiplerine tahsis edilmektedir.

Bu öncelikler belirlenirken yönetmeliğe ekli 4 sayılı cetvelde belirtilen puanlama sistemi kullanılmaktadır. Bu puanlama cetvelinde kamu personelinin lojmana olan ihtiyacını tespit edebilmek için 10 farklı başlık bulunmaktadır ve genel hatları ile aşağıda verilmiştir:

a)Görevinde başarılı olanlardan sicili çok iyi veya iyi olan personel için (+10) puan,

b)Personelin 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu kapsamına giren kurum ve kuruluşlarda geçen hizmet süresinin her yılı için (+5) puan,

c)Personelin, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu kapsamında olan kurum ve kuruluşlarda, daha önce konuttan yararlandığı her yıl için (-3) puan,

d)Personelin eşi için (+ 6) puan, e) Personelin kanunen bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının her biri için (+3) puan, (yalnız iki çocuğa kadar),

f)Personelin, eşi ve çocukları dışında, kanunen bakmakla mükellef bulunduğu ve konutta birlikte oturacağı her aile ferdi için (+1) puan,

g)Personelin, aylık ve özlük hakları ile ilgili gelirleri hariç olmak üzere, kendisinin ve kanunen bakmakla mükellef bulunduğu ve konutta birlikte oturacağı aile fertlerinin, konut kira gelirleri dışındaki diğer tüm sürekli gelirlerinin yıllık toplamının, 15.000 gösterge rakamının memur maaş katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmesi halinde (-1) puan,

h)Personelin, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu kapsamına giren kurum ve kuruluşlarda konut tahsisi için beklediği her yıl için (+1) puan,

i)Personelin kendisinin, eşinin, çocuğunun ve kanunen bakmakla mükellef bulunduğu ve konutta birlikte oturacağı aile fertlerinden, konutun bulunduğu il veya ilçenin belediye ve mücavir alan sınırları içinde oturmaya elverişli konutu olanların her konut için (-15) puan,

j)Personelin kendisinin, eşinin, çocuğunun ve kanunen bakmakla mükellef bulunduğu ve konutta birlikte oturacağı aile fertlerinden, aynı il veya ilçede (i) bendi kapsamı dışında kalan yerler ile başka il veya ilçelerde oturmaya elverişli konutu olanların her konut için (-10) puan.”
 
KAMU KONUTLARINA İLİŞKİN SON GELİŞMELER

Başkent ilan edildikten sonra Ankara’yı cazip hale getirmek ve bürokratları burada tutabilmek için Kamu Konutu veya o zamanki adıyla “memur evleri” uygulaması fikri daha sonraları giderek “her memura bir lojman sağlamak” politikasına dönüşmüştür. Bu durum, bugün 250 bin sınırına ulaşan devasa bir lojman imparatorluğunu ortaya çıkarmıştır.

Devleti küçültme esprisi hükümetlerin ekonomideki kaynak sıkıntını nasıl çözeceğine cevap aramasıyla örtüşünce kamu kurumlarına ait konutların satılması fikrini ortaya çıkarmıştır. Bu fikir, ilk olarak 1994 yılında 5 Nisan Kararları çerçevesinde kanunlaştırılmaya çalışılmış fakat Cumhurbaşkanı tarafından; “ev kiraların yüksek olduğu şehirlerde lojman uygulamasından vazgeçilmesi, devlet memurlarını ekonomik yönden sıkıntıya düşüreceğinden, özellikle Devletin öneme haiz personelin istihdamında büyük güçlüklerle karşılaşılacaktır” gerekçesiyle veto edilmiştir. Cumhurbaşkanının bu satışı onaylamamasının bir başka sebebi ise satışı Sosyal Devlet ilkesine aykırı bulması ve kamu konutlarını memurların yetmiş yıllık kazanılmış hakkı olarak görmesidir.

Kamu konutlarının satışının tekrar gündeme gelmesi RP-DYP koalisyon hükümeti döneminde olmuştur. TBMM satıştaki son düzenlemeleri içeren ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Mülkiyetinde bulunan, bir hizmeti için gerekli olmayan taşınmaz malların- kamu konutları da dâhil- tasfiye edilmesindeki ilke ve yöntemlerin belirlenmesinde Bakanlar Kurulunu yetkili kılan bir Kanun yayımlayarak satış sürecini hızlandırmıştır.

Bu Kanun, Genel ve Katma Bütçeli İdareler ile İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bunların kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlara ait konutların, Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları hariç olmak üzere özel kanunlarla veya bu kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan bankalar ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarına ait konutlar ve kanunlarla kurulan fonlar, kefalet sandıkları ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatına ait konutların satışını içermektedir. Kanun ayrıca, başta özel tahsisli ve hizmet tahsisli konutlar olmak üzere stratejik öneme sahip, savunma ve güvenlik hizmetlerinde kullanılan konutların satılamayacağını belirtmiştir. Ancak 90’lı yılların ikinci yarısından sonra ortaya çıkan siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle kamu konutları bu dönemde satılamamıştır.

En son olarak 2013-2015 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ın açıklandığı toplantıda da güvenlik birimleri ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi hariç kamu lojmanlarının azaltılması üzerinde çalışıldığı açıklanmış ve bu durum basına kamu konutlarının satıldığı şeklinde yansımıştır. Ancak ne var ki yapılan bunca çalışmaya rağmen kamu lojmanlarının sayısı azaltılamamıştır. Satılan çok az sayıdaki lojman dışında kamuda ki lojmanların çoğu kamu kurum ve kuruluşlarının elinde durmaktadır.
 
GENEL DEĞERLENDİRME

Konut sorunu yıllardır dile getirilen ancak bir türlü sonuca bağlanamayan bir karmaşa olarak karşımızda durmaktadır. Konutların bölge ve iller arasında dağılımında adaletsizlik olduğu gibi görev ve unvanlar arasında dağıtımında da kamu vicdanını rahatsız eden birçok adaletsizlikler bulunmaktadır. Örneğin Ankara başkent olmanın verdiği avantajla gerek güvenlik gerekse de yaşam koşulları açısından rahat bir il olmasına karşılık en fazla kamu konutunun olduğu illerin başında gelmektedir.

Ayrıca sosyal konut olarak düşünülmesine karşılık özellikle görev tahsisli konutlar maaş ve statüsü yüksek olan memur ve kamu çalışanlarına dağıtılmaktadır. Hâkim ve savcılar yaklaşık 10.000 TL, Bakanlık uzman ve müfettişleri yaklaşık 6.000 TL maaş almasına karşılık genellikle görev tahsisli olarak lojmandan istifade ettiklerinden dolayı maaşı 2.000 TL olan bir kamu görevlisine göre adaletsiz bir şekilde bu imkânlardan yararlanmaktadırlar. Görev tahsisli olması nedeniyle kendileri istemedikçe veya görevleri değişmediği müddetçe emekli oluncaya kadar kamu konutlarında kalabilmektedirler. Bu durumda üniversiteyi bitirir bitirmez 21-22 yaşlarında işe giren hâkim, savcı, uzman veya müfettiş gibi görev tahsisli konut edinen bir çalışan istemesi durumunda 65 yaşına kadar hiç ara vermeksizin tam 43-44 yıl bu konutları kullanabilmektedir.

Bunun yanında evi olmasına rağmen evini kiraya vererek veya akrabalarına tahsis ederek görevi boyunca veya sıra tahsisli olması durumunda 5 yıl boyunca kamu konutlarından yararlananlar da maalesef azımsanmayacak düzeydedir. Kamu konutlarının sosyal amaçlı olması nedeniyle kira bedellerinin düşük olmasının verdiği avantajı kendisine veya akrabalarına ek gelir etme amacıyla kullanmaktadırlar.

Lojmanlarla ilgili bahsedilmesi gereken diğer bir husus ise bunlarda elde edilen kira bedelleridir. Yukarıda da bahsedildiği üzere Türkiye’nin neresinde olursa olsun kira bedelleri aynı hesaplama yöntemi ile hesaplanmaktadır. Örneğin Ankara’nın Oran semtinde yer alan bir lojman bedeli ile Anadolu’nun küçük bir ilçesinde bulunan kaloriferli bir dairenin kira bedeli aynı yöntemle belirlenmektedir. Oysaki Ankara Oran’da yer alan 120 m² bir bina 1.500 TL’ye kiraya verilirken, lojmanlarda 406,8 TL’ye oturabilmektedir. Ancak kira rayicinin 500 TL olduğu bir semtte de aynı metrekare lojman da aynı fiyata kiraya verilmektedir. Bu durum lüks semtlerde oturanlar için avantaj sağlarken sosyo ekonomik yönden geri kalmış bölgede çalışan kamu çalışanı için dezavantajlı bir sonuç ortaya çıkarmaktadır. Ankara’nın Güdül ilçesinin Çağa Mahallesinde bulunan ve genellikle öğretmenlerin kullandığı lojmanların kirasının Oran semtinde bulunanlarla aynı kriterlere tabi olarak hesap edilmesinin ne kadar adalete uygun olduğunun takdirini okurlarımızın vicdanına bırakıyoruz.

Kamu konutlarının bu adaletsiz görünümünün yanında bir de madalyonun diğer yüzüne de bakmak gerekmektedir. Özellikle doğu ve güney doğu Anadolu bölgesinde gerek güvenlik gerekse de gelişmişlik bakımından görece geri kalması nedeniyle istihdam sıkıntısı yaşanmaktadır. Daha önceleri özellikle terörün olduğu bölgede görev yapan çalışanlara yapılan tazminat ödemesi ile istihdam teşvik edilmeye çalışılmışsa da maalesef bunda başarılı olunamamıştır. Son dönemde artan terör olaylarında sonra iyice anlaşılmıştır ki burada çalışan kamu görevlilerinin gerek maaş gerekse de lojman başta olmak üzere sosyal donatılarla desteklenmesi gerekmektedir.

Aslında istihdam ve konut sıkıntısı sadece terör bölgeleri için değil İstanbul gibi yaşam koşullarının zor olduğu metropoller ile küçük yerleşim birimlerinde de yaşanmaktadır. İstanbul’da yaşayan bir memur geçinebilmek için ya çok uzak bir mesafede ev tutmak zorundadır veya lojmanda istifade etmek durumundadır. Aynı şekilde küçük yerleşim yerlerinde bazen insanlar istese de kiralanacak konut bulamamaktadır. Bu nedenle eğer ki buralarda kamu görevlisi istihdam edilecekse, maaş olarak desteklenemiyorsa bile lojman ve sosyal donatılarla desteklenmesi elzemdir.

Sosyal tesislere gelince, sırf ekonomik açıdan bakıldığında kamu konutları ile benzer durumlar ortaya çıkmaktadır. Çünkü komu sosyal tesislerinin birçoğu maalesef zarar etmekte veya kamu kaynakları ile ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Olaya dışarıdan bakıldığında zarar ediyorsa ya satılsın veya kapatılsın demek en kolay iş. Ancak neden zarar ettiği anlaşılmadan veya olayın sosyal boyutu incelenmeden bu şekilde bir işlem yapmak ileride daha büyük sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Örneğin bir denetim elemanı ve herhangi bir memur geçici görevle ülkenin herhangi bir yerine gittiğinde çoğunlukla sosyal tesislerde konaklayabilmektedir. Çünkü devletin vermiş olduğu harcırahla özel otel ve konaklama yerlerinde kalmak neredeyse imkânsızdır. Bir çalışanı hem aile düzeninden fedakârlık ettirip hem de tamamen özel sektörün insafına terk ederek maaş olarak da içe girmesine neden olmak adalet duygularını zedeleyecektir. Bu durumun aynı zamanda istenmeyen hukuksuz durumların ortaya çıkmasına neden olacağı da açıktır.
 
SONUÇ:

Barınma ihtiyacı; beslenme giyinme gibi insanın temel ihtiyaçlarındandır. Bu ihtiyacın karşılanmasının Devletin temel politikalarından biri haline gelmiş olması barınma sorununun çok yönlü bir sorun olduğunu göstermektedir.

Kamu konutları düşük kira bedelleri sayesinde kamu çalışanlarına ek bir getiri sağlamaktadır. Ancak hem konut sayısının kısıtlı olması hem de konutlardan yararlananlar ile gelir seviyesi arasında dengesizlikler bulunması nedeniyle mevcut mevzuat kamu çalışanları arasında huzursuzluk oluşturmaktadır. Kamu konutu hakkından yararlananlar yararlanmayanlara oranla düşük kira bedelleri sayesinde daha şanslı olduklarından kamu görevlileri arasında adaletsiz bir durum ortaya çıkmaktadır.

Ancak bazılarının dediği gibi tüm kamu konutlarını ve sosyal tesisleri satalım mantığı Türkiye gerçeklerine uymamaktadır. Çünkü özellikle terör olaylarının çok yaşandığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere güvenlik ve istihdam sıkıntısı çekilen bölgelerde kamu konutlarının yapılması bize göre en azından şimdilik zorunludur. Aksi takdirde buralarda görevlendirilen personel ve ailelerinin hayatı tehlikeye atıldığı gibi ekonomik olarak geri kalmış bölgelerde istihdamda sıkıntı çekilecektir.

Bu nedenle biz olaya bütünsel olarak tüm Türkiye’deki konut ve sosyal tesisleri aynıymış gibi değerlendirmek yerine her birini ayrı ayrı değerlendirmeyi daha uygun buluyoruz. Bize göre ülkemiz için tam bir karmaşa olan bu sorunun çözüme kavuşturulması için şunlar yapılabilir;
  1. Öncelikle güvenlik için gerekli olanlar ile stratejik öneme haiz olanlar dışındaki tüm kamu konutlarının tasfiye edilerek satılması gerekir. Fakat buradaki  amaç ekonomide kaynak sağlamak değil mevcut olan kaynak israfını önlemek olmalıdır.
  2. Diğer taraftan kamu konutlarının satışı gerçekleşmediği takdirde mevcut mevzuatın kesinlikle yenilenmesi gerektiğine inanıyoruz. Özellikle görev tahsisli konutların sayısının mümkün olduğunca görev ve unvan bakımından sınırlandırılması ve sayısının azaltılması gerektiğine inanmaktayız. Ayrıca, görev tahsisli konutlarda oturma süresi bakımından da azami bir süre getirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Örneğin sıra tahsisli konutlar için azami beş yıllık oturma süresinin görev tahsisli konutlarda aynı yer ve aynı görevde çalışanlar için 10 yılla sınırlandırılması kamu konutlarından daha fazla çalışanın yararlanmasına katkı sağlayacaktır. Aksi takdirde yukarıda da anlatıldığı üzere özellikle belli mesleklerde işe başlayanlar için neredeyse 45 yıla yakın bu konutlardan yararlanma durumu ortaya çıkmaktadır. Bu görevlerde çalışanlar bu konutlar üzerinde kendi mülkü gibi tasarrufta bulunmakta ve lojmana bir defa giren bir daha çıkmamaktadır.
  3. Bunun yanında kendisine, eşine veya reşit olmayan beraber yaşadıkları çocuğuna ait aynı beldede konutu (evi) olan memurlara kesinlikle lojmandan faydalanma hakkı verilmemelidir. Aynı beldenin dışında evi olanlara ise kira bedeli artırımlı olarak uygulanarak sosyal adalet sağlanmaya çalışılmalıdır.
  4. Lojman kiraları belirlenirken merkezi idare sadece asgari taban fiyatı belirlemeli, lojmanların bulunduğu il, ilçe semt ve mahallelerdeki rayiç fiyatlar gözetilerek o bölgedeki idarelere kirayı düzenleme yetkisi verilmelidir. Bu durum denetim elemanları tarafından da yapılacak olan denetimlerde kontrol edilmeli ve suiistimale izin verilmemelidir.
  5. Sosyal tesislerin tek tek hepsinin hangi amaçla kuruldu, şu an daha çok hangi amaçla kullanılıyor ve zarar ediyorsa neden zarar ediyor incelenmesi gerekmektedir. Islah edilebilecek durumda olanların gerekli reformlar yapılarak ıslah edilmesi ve kendi ayakları üzerinde durmasının sağlanması, ayrıca sosyal faydasının da iyi analiz edilmesi şarttır. Zarar etmesinin önlenememesi ve sosyal faydasının da harcanan paraya göre çok az olması durumunda ise bunların gerek satılarak gerekse de tasfiye edilerek sorunun çözümlenmesi gerektiği kanaatindeyiz.
  6. Bütün bunlar yapılıyorken devlet aynı zamanda çalışanlarını konut sahibi yapmak için TOKİ’nin yaptığı uygulama benzeri çalışmalara devam etmeli asıl amaç kiracı değil ev sahibi yapmak olarak belirlenmelidir.
 
Ömer DEMİRDAŞ


yorum yap