03/01/2018

Energy is one of the fundamental inputs of the economic and social development of the societies. Its consumption has been increasing parallel with the population and economic growth. Since the establishment of the Republic, population, GDP and energy consumption of Turkey have been growing steadily. In table 1 energy, population and economic situation of Turkey between 1973-2013 were summarized.    Table 1: Population, Economy and Energy Situation of Turkey Between 1973-2013   Population  (*1000) GDP Billion $ (1990 Prices) GDP Per Capita $ Energy Demand (MTEP) Electricity Consumption (TWh) Energy Demand Per Capita Electricity Demand Per Capita (kWh/Person 1973 38.072 76 1,994 24.6 12.4 646 326 1990 56.098 150 2,674 53.7 56.8 957 1,013 1995 62.171 178 2,861 64.6 85.6 1,039 1,376 2000 67.804 214 3,158 82.6 128.3 1,218 1,892…

03/01/2018

Energy deficit and current account deficit problem are the two main problems of our country. Because of the lack of domestic fossil based energy resources, Turkey has to import large amount of its energy needs from abroad. This situation creates rigidity in current account deficit in Turkey. Although Turkey does not have enough fossil based energy resources, it has enourmous renewable energy resources. We believe that, If Turkey can evaluate its domestic renewable energy resources, it can decrease its dependence to foreign energy resource and decrease the current account deficit at a significant level. In this essay, we try to analyze renewable energy investment and current account deficit of Turkey.  In order to make clear analysis, efficiency, capacity factors, initial investment and operating and maintenance cost of energy plants should…

16/12/2017

Kamuoyu gündemini uzun süredir işgal etmekte olan kıdem tazminatı tartışmaları bir türlü bitmek bilmemektedir. Esasen çalışma dünyasının kanayan yarası olan bu konu çok geniş kesimleri ilgilendirmesi, parasal açıdan önemli bir yekün tutması gibi nedenlerle hükümet tarafından gündeme getirilmesine rağmen sonuçlandırılamamıştır. İşin ilginç tarafı böyle bir düzenlemeye esas olarak işçi kesiminin sahip çıkıp ısrarla talep etmesi gerekirken, yapılmak istenen düzenlemeye esaslı itiraz işçi sendikalarından gelmektedir. Kanaatimizce sendikaların bu tutumunun altında işçi sendikalarının daha çok kamuda örgütlenmesinin ve kamu işçilerinin kıdem tazminatını almalarında herhangi bir problem yaşamamalarının etkisi büyüktür. İşveren kesimi ise daha çok olayın mali yükü boyutunu düşündüğünden işin esasından ziyade yapılacak kesintinin oranıyla ilgilenmektedir. Bu yazımızda biz de kamuoyunda tartışılan konuya ilişkin kısa bir bilgi verdikten sonra, bu düzenlemenin genelde kamu yönetimi ve kamu maliyesi, özelde ise hazine borçlanmasına etkisinin…

10/12/2017

Boşanma dinimizce en sevimsiz helal olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle evliliklerin mümkün olduğunca devam ettirilmesi tavsiye edilmiş, boşanmanın en son çare olarak gündeme alınması önerilmiştir. Ancak ne var ki batılılaşmayla birlikte 1990’lı yıllarda %5-7 bandında seyreden boşanma oranları her geçen yıl artmış ve maalesef 2010’lu yıllardan itibaren de % 20 bandının altına inmemiştir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'de 1995 yılında 28.875 olan boşanan çift sayısı 2005 yılına gelindiğinde % 332 artışla 95.895’e, 2015 yılına gelindiğinde ise % 438 artışla 126.164’e yükselmiştir. Evlilikler ise söz konusu dönemde azalan bir seyir izlemektedir. 2005'te 651.896 olan evlenen çift sayısı 57.417 kişi azalarak 2016'da 594.493'e gerilemiştir. Evlilik ve boşanmalarla ilgili istatistiklerin yer aldığı aşağıdaki tabloyu incelediğimizde 1995 yılından 2016 yılına kadar toplam 12.516.449 kişi evlendiği 1.936.340 kişinin ise boşandığı görülmektedir. Ancak işin ilginç tarafı…

10/12/2017

Geçen yazımızda Anayasa Mahkemesi’nin 4721 sayılı Türk Medeni Kanun ile nafakanın süresiz olması hakkında getirilen düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı hususunda vermiş olduğu kararı içerisine herhangi bir yorum katmadan vermiş ve bu konudaki yorum ve düşüncelerimizi bir sonraki yazımızda açıklayacağımızı ifade etmiştik. Bu yazımızda ise Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karar hakkında görüşümüzü dile getirmeye çalışacağız. Nafaka sözlük anlamı itibarıyla zorunlu ihtiyaç ve maişet için sarfolunacak para ve azık demektir. Anayasa Mahkemesi 2012 yılında vermiş olduğu kararda Anayasa’nın 2. maddesinde sözü edilen “Sosyal Hukuk Devletini” devletin vatandaşlarına asgari bir yaşam düzeyi sağlama görevi olarak tanımlamış ve bu kapsamda sosyal hukuk devletinin insan onurunu ve sosyal adaleti sağlamakla yükümlü olduğunu ifade etmiştir. Bu kapsamda devletin kişi ve toplum yararı arasında denge kurması gerektiği, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak eşitliği, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri korumakla mükellef…

UA-126688084-1