16/12/2017

Kamuoyu gündemini uzun süredir işgal etmekte olan kıdem tazminatı tartışmaları bir türlü bitmek bilmemektedir. Esasen çalışma dünyasının kanayan yarası olan bu konu çok geniş kesimleri ilgilendirmesi, parasal açıdan önemli bir yekün tutması gibi nedenlerle hükümet tarafından gündeme getirilmesine rağmen sonuçlandırılamamıştır. İşin ilginç tarafı böyle bir düzenlemeye esas olarak işçi kesiminin sahip çıkıp ısrarla talep etmesi gerekirken, yapılmak istenen düzenlemeye esaslı itiraz işçi sendikalarından gelmektedir. Kanaatimizce sendikaların bu tutumunun altında işçi sendikalarının daha çok kamuda örgütlenmesinin ve kamu işçilerinin kıdem tazminatını almalarında herhangi bir problem yaşamamalarının etkisi büyüktür. İşveren kesimi ise daha çok olayın mali yükü boyutunu düşündüğünden işin esasından ziyade yapılacak kesintinin oranıyla ilgilenmektedir. Bu yazımızda biz de kamuoyunda tartışılan konuya ilişkin kısa bir bilgi verdikten sonra, bu düzenlemenin genelde kamu yönetimi ve kamu maliyesi, özelde ise hazine borçlanmasına etkisinin…

10/12/2017

Boşanma dinimizce en sevimsiz helal olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle evliliklerin mümkün olduğunca devam ettirilmesi tavsiye edilmiş, boşanmanın en son çare olarak gündeme alınması önerilmiştir. Ancak ne var ki batılılaşmayla birlikte 1990’lı yıllarda %5-7 bandında seyreden boşanma oranları her geçen yıl artmış ve maalesef 2010’lu yıllardan itibaren de % 20 bandının altına inmemiştir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'de 1995 yılında 28.875 olan boşanan çift sayısı 2005 yılına gelindiğinde % 332 artışla 95.895’e, 2015 yılına gelindiğinde ise % 438 artışla 126.164’e yükselmiştir. Evlilikler ise söz konusu dönemde azalan bir seyir izlemektedir. 2005'te 651.896 olan evlenen çift sayısı 57.417 kişi azalarak 2016'da 594.493'e gerilemiştir. Evlilik ve boşanmalarla ilgili istatistiklerin yer aldığı aşağıdaki tabloyu incelediğimizde 1995 yılından 2016 yılına kadar toplam 12.516.449 kişi evlendiği 1.936.340 kişinin ise boşandığı görülmektedir. Ancak işin ilginç tarafı…

10/12/2017

Geçen yazımızda Anayasa Mahkemesi’nin 4721 sayılı Türk Medeni Kanun ile nafakanın süresiz olması hakkında getirilen düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı hususunda vermiş olduğu kararı içerisine herhangi bir yorum katmadan vermiş ve bu konudaki yorum ve düşüncelerimizi bir sonraki yazımızda açıklayacağımızı ifade etmiştik. Bu yazımızda ise Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karar hakkında görüşümüzü dile getirmeye çalışacağız. Nafaka sözlük anlamı itibarıyla zorunlu ihtiyaç ve maişet için sarfolunacak para ve azık demektir. Anayasa Mahkemesi 2012 yılında vermiş olduğu kararda Anayasa’nın 2. maddesinde sözü edilen “Sosyal Hukuk Devletini” devletin vatandaşlarına asgari bir yaşam düzeyi sağlama görevi olarak tanımlamış ve bu kapsamda sosyal hukuk devletinin insan onurunu ve sosyal adaleti sağlamakla yükümlü olduğunu ifade etmiştir. Bu kapsamda devletin kişi ve toplum yararı arasında denge kurması gerektiği, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak eşitliği, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri korumakla mükellef…

13/10/2017

Ne zaman ülkemizde tasarruf ve kaynak arayışına girilse kamu konutlarının satıldığı haberleri hemen her haber ajansının sayfalarını süslemektedir. Fakat ne gariptir ki her tasarruf tedbirinin ardından kamudaki araç ve lojman sayısı artmaya devam etmiştir. Peki, gerçek durum nedir ve kamuoyunda bu kadar gündeme gelmesine rağmen lojman sayısı neden artmaktadır? Diğer bir deyişle neden siyasi iradeye rağmen istenilen adımlar atılamamaktadır? Bu çalışmada Devletin asli ve sürekli hizmetlerini yerine getiren kamu görevlilerinin barınma ihtiyacının Devlet tarafından karşılanmasında Cumhuriyetin ilanından sonra uygulanmaya başlanan ve son günlerde satışları ile gündemde olan kamu konutları (lojman) uygulamasına değinilerek uygulamanın kamu yönetimimize getireceği artı ve eksiler incelenecektir.KONUNUN HUKUKİ BOYUTU Kamu kurum ve kuruluşlarında kamu konutlarının tahsis biçimi, oturma süresi, kira, bakım, onarım ve yönetimine ilişkin temel ilkeler (belediyeler ve KİT’ler dâhil) 2946 sayılı kanun ve bu kanuna…

12/10/2017

Yıllar itibari ile ülkemizin temel makroekonomik verileri aşağıda yer alan tabloda 2015yılına kadar verilmiştir. İlerleyen dönemlerde söz konusu veriler güncellenecektir.    Yıllar   2010 2011 2012 2013 2014 2015 MAKRO GÖSTERGELER               REEL EKONOMİ               GSYH (TL) Milyar TL 1.099 1.298 1.417 1.567 1.764 1.963 GSYH (USD) Milyar USD 732 774 786 823 800 722 Kişi Başı GSYH (USD) Milyar USD 10.079 10.444 10.497 10.822 10.404 9.286 GSYH Büyümesi % 9,2 8,8 2,2 4,2 2,9 3,4 ENFLASYON-FİYATLAR-FAİZLER             ÜFE % 8,87 13,33 2,45 6,97 6,36 5,71 TÜFE % 6,40 10,45 6,16 7,40 8,17 8,81 USD Kuru Yıl sonu TL 1,55 1,91 1,78 2,13 2,32 2,91 Gösterge Tahvil Faizi % 7,10 11,0 6,2 10,1…